ESITLIK IÇIN NESILLER ARASI KÖPRÜLER PROJESI : KADINA YÖNELIK SIDDETIN ÖNLENMESINI ISTEYEN HERKESIN PROJESI

 

Türkiye’de gerçekten etkin ve etkili bir kadın hareketi var. Yurdun dört bir köşesinden kadın örgütleri, aktivistler, akademisyenler, yazarlar, iş kadınları, kadınlara yönelik ayrımcılığın yasalar önünde ve günlük hayatın içinde engellenmesine, kız çocuklarının eğitim hakkını eşit kullanabilmesine, kadınların siyasete, iş hayatına, toplumsal hayatın her alanına eşit katılımının sağlanmasına, kadına yönelik şiddetin engellenmesine yönelik lobicilik faaliyetler, projeler, eğitimler gerçekleştiriyorlar. Kadın hareketinin başarılı olduğu ortada: 2002 – 2005 yılları arasında meclisten geçen yasal reform paketleri, kadın örgütlerinin kadın hakları adına her bir maddesinin savunuculuğunu yaptığı kazanımlarla dolu. Kadın örgütlerinin başarılı sivil toplum proje haberleri İstanbul’dan, İzmit’ten, Diyarbakır’dan duyuluyor.

Ancak tüm çabalara rağmen gün kadınlara yönelik şiddet ve ayrımcılık, hayatın tüm alanlarında devam ediyor. Yazılı ve görsel basın kadına yönelik ayrımcılık unsurları taşıyan içerikle dolu. Toplumda kadın olmak, sayısız toplumsal cinsiyet kalıbıyla birlikte algılanıyor, ancak çoğu kadın veya erkek bunun getirdiği yükün ve kısıtlamaların farkında değil. Gün geçmiyor ki bir kadına yönelik şiddet haberi gazetelerde yerini almasın. Ülkemizde kadın sığınma evlerinin sayısı uluslararası standartlara göre 10,000 olması gerekirken, nüfusu 50 bini aşan belediyeler kadın sığınma evi açmakla “yükümlü” oldukları halde, tüm Türkiye’de sadece 40 tane sığınma evinde, sadece 1000’e yakın kadına hizmet verilebiliyor. Toplumsal cinsiyete dayalı ayrımcılığın farkına varılmasını sağlamak ve kadına yönelik şiddeti gündeme taşımak, gündemde tutmak, bu tip sorunların aşılması için atılması gereken önemli adımlardan.

İşte bu ortamda, temel amacı bilgiye dayalı yeni fikirler geliştirmek, pozisyon almak, bu doğrultuda farkındalık ve duyarlılık yaratmak ve geleceğin Toplum Liderlerini yetiştirmek olan ARI Hareketi (www.ari.org.tr) bünyesinde 3 yıldır ARI Kadın Çalışmaları grubu faaliyetlerini sürdürüyor. Grubun amacı, kadınların, özellikle genç kadınların liderlik becerilerinin geliştirilmesi ve sosyal/siyasi katılımlarının artırılması. Bu bağlamda ARI Kadın Çalışmaları Grubu, KAGİDER ortaklılığı ve KADAV (Kadınlarla Dayanışma Vakfı), KA-DER (Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği), Kırk Örük Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Kooperatifi, Ankara Üniversitesi KASAUM ve Süleyman Demirel Üniversitesi KASAUM (Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi) işbirliği ile bir proje yürütüyor: Eşitlik İçin Nesiller Arası Köprüler Projesi. (www.genckadin.net)

Projenin amacı, Türkiye’nin fırsat penceresi olarak görülen genç nüfusta toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konularında farkındalığın artması ve genç kadınların, kadınla ilgili sivil toplum kuruluşlarına katılımının sağlanması ve yerel kadın örgütleri ile genç kadınların buluşmasını kolaylaştırmak. Proje 5 ilde 10 üniversite ile yürütülüyor. Ankara’da Ankara ve Başkent Üniversiteleri, Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi, İstanbul’da Bahçeşehir, Doğuş, Okan, Fatih ve Sabancı Üniversiteleri, İzmit’te Kocaeli Üniversitesi, Isparta’da Süleyman Demirel Üniversitesi.

Projenin Aşamaları

Projenin ilk aşamasında, proje kapsamındaki 5 ilde bir anket düzenlendi. Bu illerde kentsel nüfusu temsil eden, 16-25 yaş arası, 327 genç kadın ve 327 genç erkek ile yapılan bire bir görüşmelerle gerçekleştirilen anketin amacı, genç kadın ve erkeklerin toplumsal cinsiyet ve şiddet, özellikle de kadına yönelik şiddet konusundaki algılamalarını ve tecrübelerini ölçümlemekti.

Projenin ikinci aşamasında, 10 üniversitede, tüm üniversite öğrencilerine ve akademisyenlere yönelik seminerler düzenlenmeye başlandı. Seminerlerin amacı, anket sonuçlarını üniversite mensupları ile paylaşmak, onları toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konularında düşünmeye tartışmaya davet etmek. Filmmor Kadın Kooperatifi (www.filmmor.org) tarafından hazırlanmış olan Namus belgeselinin de gösterildiği seminerlerde,  kadın hareketinde aktif akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri bilgi ve deneyimlerini gençlerle paylaşıyor.

Projenin üçüncü aşaması, üniversitelerde düzenlenen çalıştaylar. Toplumsal cinsiyet, insan hakları / kadın hakları ve Türkiye’de kadın hareketinin tarihçesi konusunda etkileşimli eğitim modüllerinden oluşan çalıştayların amacı, üniversitelerde toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konusunda çalışma yapacak öğrencilerin bilgi ve becerilerini artırmak ve gerçekleştirmek istedikleri faaliyetleri birlikte planlamak.

Projenin dördüncü aşaması üniversitelerdeki öğrencilerin gerçekleştireceği faaliyetler olacak. Öğrenciler, kendi seçecekleri hedef kitleye yönelik olarak kendi belirledikleri makale veya fotoğraf yarışmasından poster hazırlamaya çok farklı etkinliklerle, üniversitelerinde toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık seviyesini artırmaya, konuya dikkat çekmeye çalışacak.

Projenin son aşaması, tüm üniversitelerde gerçekleştirilen çalışmaların birbiriyle paylaşılacağı çalıştay ve konferans olacak. İstanbul’da gerçekleştirilecek olan çalıştay ve konferansta genç kadınların toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konusunda farkındalık artırmak için elde ettikleri sonuçlar paylaşılacak.

Ankete Katılan Gençlere Göre Toplumsal Cinsiyet Rolleri

Projenin başlangıcında düzenlenen anket hem toplumsal cinsiyet, hem de şiddet algılamaları ve tecrübeleri açısından çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.

Toplumsal cinsiyet konusunda gençlerin ortaya koyduğu sonuçlardan bazıları:

Bazı genç kadınlar kendini “ev kızı” veya “ev hanımı” olarak tanımlarken, “ev kadını” ifadesinin kullanılmamış. Dilimizde “kadın” sözcüğünün yerine kadının kadınlığını ortadan kaldıran “bayan” veya “hanım” sözcüklerinin kullanılmasına paralel bir durum olduğu söylenebilir.

Toplumsal cinsiyet rollerinin en keskin görüldüğü alanlardan biri, ev içi iş bölümüdür. Evdeki bazı işlerden kadınların mı erkeklerin mi sorumlu olduğu sorulan soruya gençlerin verdiği yanıtlar, gençlerin geleneksel rol dağılımını halen benimsediğini ortaya koyuyor. Örneğin evin temizliğinden kadınların sorumlu olduğunu düşünen gençlerin oranı %71,3; yemek pişirmekten kadınların sorumlu olduğunu düşünenlerin oranı %63,8. Evdeki tamirattan da %77,2 ile erkekler sorumlu görülüyor.

İlginç bir gelişme, evin geçiminden %64,7 ile hem kadınların, hem erkeklerin sorumlu görülmesi. Gençlerin geleneksel olarak erkeklerden beklenen “eve ekmek getirme” sorumluluğunu kadın ve erkek tarafından paylaşılmasını beklemesi olumlu bir gelişme olarak kaydedilmeli. Ancak, eş içi yemek ve temizlik gibi sorumluluklarını partneri ile paylaşamayan kadınların aynı zamanda evin geçindirilmesi sorumluluğuna da ortak görülmesi, kadınların üzerindeki artan yüke işaret ediyor.

Toplumsal cinsiyet rollerinin vurgulandığı bir diğer alan da mesleklerin cinsiyetlerle ilişkilendirilmesidir. Anket sonuçlarına göre gençler, bu konuda geleneksel kalıpları esnetmiş görünüyor. Toplumumuzda geleneksel olarak “erkek” mesleği olarak görülen bazı meslekler, hem erkek hem de kadınlara uygun olduğu ifade edilmiş: doktorluk (%89,9), okul müdürlüğü (%74,3), büyükelçilik (%70,6), belediye başkanlığı (%62,8). Dileriz genç kuşaklar yerel yönetimlere katılma veya yerel yöneticilerini seçme aşamalarına geldiklerinde de, bugün mevcut olan erkek egemenliğinin yerine, kadınların daha eşit söz sahibi olduğu bir yönetim tarzını desteklerler.

 

 

 

DEVAMI >>