BÜYÜK BİR SAVAŞIN TAM ORTASI

 

Şu anda ülkemizde büyük bir savaş veriliyor. Aslında bu AKP’nin iktidara gelmesinden bir ya da birkaç yıl sonra başladı. Uzun yıllar boyunca yerlerini iyice sağlama almış “elit azınlık”, kontrolün ellerinden çıkacağını anlayarak harekete geçtiler. Onlar sosyal operasyonlar konusunda oldukça deneyimlidirler. Bu deneyimlerin ilkinin 60 darbesi öncesi gösterileri olduğunu düşünmek doğru olmaz. Çok daha önceye gider bu deneyimlerin başlangıcı, Cumhuriyet’in kurulmasının öncesine… Ama hakkını teslim etmek lazımdır ki modern anlamda en “başarılı” operasyonları 60 darbesi olmuştu. Yalnız iktidarı bir askeri darbeyle düşürmediler başbakanı ve iki bakanını sudan sebeplerle astırıp nelere kadir olduklarını cümle âleme gösterdiler istedikleri mesajı verdiler:  “Modern” Cumhuriyetimizde kim hangi sınırlar içinde davranacağını bilsin, yoksa hali nice olur.
Şimdi 60 sonrasını geçip (geçmezsek birkaç cilt yazmamız gerekir zira) günümüze dönelim. Evet, önümüzde iki olay var Ergenekon ve kapatma davası. Hemen ifade etmeliyim ki bu olaylar hiç de alakasız değildir. Bunun örtülü birçok göstergesi var ama somut olanı AKP kapatma davası için hazırlanan iddianamenin mahkemeye sunulmadan önce Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanların birine verilmiş olmasıdır. Kapatma davası ve Ergenekon operasyonu arasında açık bir neden sonuç bağı vardır. Üstlerine bu kadar gelineceğini gelinebileceğini tahmin dahi etmeyen elit azınlık tasfiye süreçlerini durdurmak için harekete geçmiştir. Kapatma davası bir koz olarak kullanılmaktadır. Şimdi durum öyle bir hal almıştır ki ellerindeki bütün gücü kullanarak bu tasfiye sürecini engellemeye çalışıyorlar. Gerginliğin azaltılması uzlaşma gibi soyut kavramlarla kastettikleri üstlerine daha fazla gidilmemesidir. AKP iktidara geldikten sonra olanlara bakılırsa bu net olarak anlaşılabilir.
AKP iktidara geldikten sonra elit azınlık çalışmalarına başladı. Kapatma davası hazırlıkları daha o zaman başladı. Tabii kendilerine yönelen tehlikeyi engellemek için tek bir yoldan değil birçok yoldan savaşacaklardı. Mesela sivil tepki boyutu olmalıydı meselenin. Bu açıdan Cumhuriyet mitinglerinin fikri temelleri de işte bu dönemde yani daha laiklik, rejim tehlikesi gibi konular hiç gündemde yokken atıldı. Hemen burada belirtmeliyim ki bu azınlık elit kamuoyuna yön vermekte -basın bağlantıları sayesinde- ustalaşmıştır. Resmen darbe zemini hazırlamak amaçlı girişime insanları Cumhuriyet tehlikede, rejim elden gidiyor diye alakasız bahanelerle topladılar bu yön verme, manipülasyon yeteneklerini kullanarak. Üniversitelerde sınavları ertelettiler,  dört yandan otobüsler kaldırdılar. Zira mesele mühimdi operasyonun sivil sosyal boyutu idi bu. Şansa bırakılamaz, hafife alınamazdı.
Operasyonun diğer ve asıl geniş bölümü ülkede bir karmaşa ortamı yaratmak bu mümkün olmazsa karmaşa ortamı görüntüsü vermek idi. İşte Ergenekon’un kendini hissettirdiği bölüm de burasıydı. Gazeteci suikastları bu konuda işe yarar bir yöntemdi. İşe yaradığı belli bu yöntemi tekrar denediler. Ama bu sefer kurban gazeteci değildi. Önce gazete bombalatmakla işe başladılar sonra bir yüksek mahkeme üyesi katledildi. Maalesef çok büyük bir terslik oldu ve tetikçi bu defa kaçamadı. Böylece olayı işlerinin geldiği yere yıkma imkanlarını nispeten kaybettiler.  Ama bu manipülasyon yapma gayretlerini durdurmadı. Bombalanan gazete ısrarla olayın peşine gitmedi. Suçu atıp konuyu kapatma gayreti içindelerdi.
Bu sayılanlar sadece birkaç örnek. Daha neler var neler:  darbe planları, ABD düşünce kuruluşlarında konuşulanlar, ekonomik kriz çıkarma gayretleri, yalan haberler, yapay gerilimler. Ama olmadı… AKP’nin ilk dönemlerindeki AB ısrarı, hala devam eden ve elit azınlık için en büyük engel olan müthiş halk desteği, ekonomik başarı AKP’nin düşürülmesine imkan vermedi. Bu arada geçmişten ders alan AKP de sistemi iyice sarmış elit azınlığı tasfiye sürecini başlattı. Önceleri fazla ilerlenemeyeceği düşünülüyordu ama öyle olmadı. Öyle olmadı çünkü bu iki taraftan biri yok olacak bir var olmaya devam edecekti. Böyle olunca da kimse savaşı bırakmadı.
Başa dönersek, şimdi savaşın ortasında belki en sıcak yerindeyiz. Sistemin iplerini bırakmak istemeyen elit azınlık ile onları tasfiye etmeye çalışan AKP karşılıklı olarak bütün kozlarını oynuyorlar. Şimdiye kadar kimsenin dokunmaya cesaret edemediği gizli dokunulmazlara dokunuluyor, derinlere gittikçe derin bağlantılar ortaya çıkarılıyor. Azınlık elit bu aşamada medya kanalıyla elinden gelen bilgi kirliliğini yaratmaya çalışıyor bütün gücüyle. Sürekli laiklik, rejim tehlikesi, irtica vb kavramları ortaya atıp ortamı germeye çalışıyorlar. Bu gerginlik, önemli araçlarından biri çünkü AKP ile mücadele etmek için ellerinde fazla malzeme yok.
İyice anlaşılmalıdır ki savaşın tarafları demokrasi ve statükocu elit azınlıktır. Yapılan tartışma, benim savaş diye nitelendirdiğim şey, kötü sonla bitmesi durumunda telafi edilebilecek herhangi bir tartışma değildir. Bu ülkenin kaderi ile ilgilidir. AKP’nin AB sürecinde yavaşlaması, ekonomide yaptığı yanlışlar diğer hataları ortadadır. AKP asla sütten çıkmış ak kaşık değildir. Ama bugün verilen savaş bütün bu yanlışlardan daha önemlidir. Savaşın sonucu ya sistemin gerçekten demokratikleşmesi, halkın sözünün geçmesi ya da manipülasyonlar, faili meçhuller ve kaos olacaktır. Halk olarak bir partiyi demokratik yollarla iktidar yapabilme ya da onu iktidardan indirme hakkımızın var olmasını istiyorsak bu savaşta bulunmamız gereken bir taraf vardır. Diğer tarafta olur isek kısa vadede yalnız bu hakkımızın var olduğunu sanmaya devam edip manipüle edileceğiz.

Son olarak şunları belirtmek isterim: Elit azınlığın yapmak istediklerini eskisi kadar rahatlıkla yapamadığı görülmektedir. Bunun nedeni halktaki değişimdir. İnsanlar geçmişten ders alıyorlar, değişiyorlar. Yirmi yıl önceki toplumla şimdiki toplum aynı değildir. 28 Şubat’taki toplumla şimdiki toplum da aynı değildir. Halk 28 Şubat’ı yaşadı dersler çıkardı ve değişti. AKP bu değişimin sonucu. Eğer AKP kapatılırsa halk bunu da görecek, bundan da dersler çıkaracak ve yeni kararlar alacak. Bugün oluşan olaylar yarını şekillendirecek.  Uzun dönemde her şey çok farklı olacak. İşaretlerini gördüğümüz şeyler değişimin başlangıcı sadece…