BÖL-PARÇALA-YÖNET'ME

 

İçinde bulunduğumuz şartlar insanları komplo teorileri üretmeye yada gerilim senaryoları yazmaya zorluyor. Nasıl olmaz ki..Her günü başka gündem tartışmalarıyla geçen bir ülkede yaşıyoruz.

İç siyaseti mahalle kavgaları ile dolu, dış politikası net olmayan, medyanın en az iktidar partisi kadar etkili olduğu, vizyonunu kaybetmiş sağ ve sol partilere sahip bir  Türkiye..

Yaklaşık 13 aydır iç açıcı bir portre çizemiyoruz. Çizim için gerekli kalemler elimizden alınmışken çok da mümkün değil zaten. Güvendiğimiz, olayları bilimsel olarak değerlendirme fırsatı bulabileceğimizi düşündüğümüz üniversiteler de gündemin kurbanı olmuş durumda. Kastedilen, ”Türbanlı öğrenci derse girerse ben girmem.” diyen rektörlerin bulunduğu bilimsel bir ortam. Bunun karşısında ellerinde sadece birkaç dini malzemesi bulunan ve bunları belli dönemlerde ısıtıp önümüze koyan daha başka bir kesim.

Aradığımız özgür düşünce yerini kavgalara bırakmış durumda. Gerilim siyasetinden sürekli nemalanan AKP ve CHP milletin özgürlüğünü elinden almıştır.İki taraf arasında kıstırılmış olan şey özgürlük değildir.Bu sadece “bölmek”tir.Bu partiler gerilimden kısa vadede prim yapabilirler.Ama henüz kısa vadeli politikaları kaldıracak kadar güçlü değiliz.Yöneticilerin şahsi çıkarları yerine gelişen dünya değerlerini ve ülkenin bu dünyada yer alacağı konumu öngörerek hareket etmeleri gerekmektedir.Ancak Türk Siyaseti insanları bütünleştirerek oluşturulacak “güç” yerine “uç” siyasetini tercih ediyor.Her geçen gün keskinleştirilen taraflar bulunmakta ve %47 - %20 dışında kalan ciddi bir kitle göz ardı edilmektedir.  Kamplaştırma o kadar ciddi boyuttaki, uçlardan birileri “arada kalanların” yerine de zaten düşünüyor ve kendini ifade ediyor.

Ancak ne acıdır ki yüksek mevkilerde birtakım kavramların içini boşaltmakla ve fildişi kulelerinden halkı en iyi anlayan olmakla övünen kesimler bölünmenin ciddiyetinin farkında değiller. Devir halka rağmen halk için siyaset devri değildir.Devir demokrasi devridir.Aksi uygumlalar devam ettiği müddetçe Türk-Kürt ayrımından bölünmeyen millet kültürel bölünmeye uğrayacaktır.

Filmi ileri sararsak sonraki sahnelerin daha iç açıcı olduğunu görürüz. Jeostratejik konum açısından çok büyük öneme sahip olan Türkiye, bölgesel güç olma hevesi taşıyan bazı ülkelerin gizli servislerinin cirit attığı ya da büyük güçlerin tehditleri ile oradan oraya savrulan piyon bir ülke halini alacaktır.

Çözüm üretememenin yanında eleştirme misyonunu da kaybetmek üzere olan insanların düşünsel olarak rahat bırakılması zaruridir. Kültürel parçalanmanın eşiğindeki Türkiye’nin bir an önce toparlanması için gergin ortamın yumuşatılması, özellikle üniversitelerin bilim üretmeye yoğunlaştırılması gerekmektedir.“Egemenlik sadece seçimden seçime milletindir.” iktidar anlayışı değiştirilmelidir. Uygulamaların çıkış noktası vatandaş olmalıdır. Zira millet yaşamaz, maşer-i millet boğulurken!