BAŞÖRTÜLÜLERİN VE KÖPEKLERİN BU YAZIYI OKUMASI YASAKTIR!

 

Paragraf 1: Bu yazı dangalakların dahi kolaylıkla anlaması için Paragraf(P)’lardan oluşur. Geçiniz: P2 (paragraf 2)

Paragraf 2: Her paragrafın sonunda hangi paragrafa geçmeniz gerektiği söylenmektedir. Paragrafları “sırasıyla” değil, size sorulacak sorulara vereceğiniz “cevaplara” göre okuyunuz; yönlendirileceğiniz diğer paragrafa geçiniz.  Geçiniz:P3

Paragraf 3: Yazı başlıktan anlaşılacağı üzere, başörtüsü hakkında olmakla birlikte; ulaşabildiğim her düşünceye, yerine göre destek vermek ya da tepki göstermek amacı taşır. Geçiniz:P4

Paragraf 4: Bu yazının başlığından rahatsız oldu iseniz, geçiniz P5
             Yazının başlığından rahatsız olmadım diyorsanız geçiniz P27

Paragraf 5: Bu yazının başlığından rahatsız oldum arkadaş,

  • Çünkü inançlarından ötürü başörtülü biriyim. (geçiniz P6)
  • Çünkü siyasi sebeplerle başı örtülü biriyim.(geçiniz P9)
  • Çünkü başörtülülere özgürlük istiyorum.(geçiniz P13)
  • Çünkü bu söz bana hiç hoş gelmedi, her ne kadar başörtüsünü üniversitede istemesem de.(geçiniz P16)          
  • Çünkü dini sömürdüğünü düşünüyorum. (Geçiniz P24)

Paragraf 6: Başörtülü iseniz, anti-laik, cumhuriyet karşıtı olmuşsunuz. Üniversitelere girmek size yasak, inandığınız gibi yaşayamazsınız. “Aydın” olmanız için başınızı açmanız lazım. Başınızı açtığınızda alkışlanacaksınız, açmazsanız da “Arabistan’a git ve geri dönme” naralarıyla karşılaşacaksınız. “Öyleyse başörtümü açarım” diyorsanız geçiniz P7, “Yine de başımı açmayacağım” diyorsanız geçiniz P8

Paragraf 7: Başınızı açtınız, hayırlı olsun. “Aydınsınız”. Geçiniz P31

Paragraf 8: Tebrikler, kazandınız. Ne kazandığınızı Allah bilir. Sizin mükâfatınız Allah katındadır. Kendi inançlarını savunan, “ben varım” ve “inançlarıma göre yaşamak istiyorum” diyen güçlü bir bireysiniz. Özgüvenini yitirmiş ortalama yurdum insanından daha çağdaş daha medenisiniz. Aldırmayın kendi düşüncelerini size dayatmak isteyenlere. Geçiniz P31
           
Paragraf 9: Başınızı siyasi sebeplerle örtüyorsunuz. Peki bu siyasi sebepler neler?

  • Başımı örtünce ben AKP’li oluyorum. Geçiniz P10
  • Başımı örtünce ben AKP’lilerden ihale alıyorum. Geçiniz P11
  • Başımı Cumhuriyetin yıkılmasını istediğim için kapatıyorum. Geçiniz P12

Paragraf 10: Allah’tan korkunuza değil de şu bu siyasi parti için başını örten biriyle ilk kez karşılaşıyorum. Size siyasetten anlamadığınızı söylemek isterim. Her Başı kapalı AKP’li değil, her AKP’li başı kapalı değil. İlerde de şu bu siyasi parti, bu şekilde hiç mi hiç olacak değil. Geçiniz P31

Paragraf 11: İnançlarından ötürü değil, para için, mal, mülk için başınızı örtmüşsünüz. Sizin inandığınız bu durumda paradır. Üzülmekle birlikte, size sırf başınız kapalı olduğu için ihale verenleri aşağılıyor, hak edene başı kapalı olmadığı için ihale vermeyen akılsız mahlûklara da acıyorum, zira adalet kılıcından kurtulacak değiller. Yazık o “mahlûklara”. Geçiniz P31

Paragraf 12: Demek Cumhuriyetin yıkılmasını istiyorsunuz. İsteğiniz Cumhuriyeti yıkmak demek(tam emin olmak için tekrar ediyorum) istediğiniz: yıkmak Cumhuriyet?! Lütfen beni arayın. 0506… (Önemli: Kanuna aykırı toplanan deliller kanunen delil değillerdir. Telefonum emniyetçe dinlenmektedir ve telefonda söyleyeceğiniz her şey daha sonra aleyhinizde delil olarak kullanılacaktır) Nerede kalmıştık, ha evet, “Cumhuriyet karşıtları”. Arayın beni. Geçiniz P31

Paragraf 13: Diyorsunuz ki:
Özgürlükçüyüm, hümanistim herkese, hatta başörtülülere de özgürlük istiyorum. Geçiniz P14
            Başörtülülere inanç özgürlüğü verilsin, üniversitelere de girsinler. Geçiniz P15

Paragraf 14: Tebrikler, Umarım düşünceleriniz hep böyle devam eder. Denildiği gibi: “Özgürlük insan olmanın temelidir.” Geçiniz P31

Paragraf 15: Düşünceniz, kendini “aydın” gören kesim tarafından “Pis” Arap kültürünü, eski çağ fikirlerini, dogmaları üniversitelere sokmaya çalışan yobazların düşüncesi olarak algılanabilir. Ne ki, bu yanlış fikre aldırmamak gerekir. Masumane inanç özgürlüğü isteğiniz umarım gerçekleşir.  Geçiniz P31
 
Paragraf 16: Başörtüsünü üniversitede istemiyorum çünkü,

  • İlerde başörtüsünün İran’daki gibi zorunlu olacağından korkuyorum. Geçiniz P25
  • Başını kapatmak demek özgürlük değil, kendini zincirlemek. Geçiniz P17
  • Başını kapatmak Allah’ım emri değil, Kuran’da yazmıyor. Geçiniz P20
  • Başını kapatmak Kuran da yazsa bile Kuran eskidi, 1400 sene öncesinin kitabına mı uyacağız? Başkaları da uymasın. Başını kapatanlar açsınlar bu başlarını. Geçiniz P22
  • “Bugün başka sorun yok mu” da bunu tartışıyoruz? Geçiniz P23

Paragraf 17: Özgürlük: başkasının özgürlüğünü kısıtlamadığınız sürece her şekilde davranabilmek. Özgürlük: Başkasına ve kendinize zarar vermediğiniz sürece her şeyi yapabilmek. Özgürlüğün tanımını bilmiyorsunuz. (Tam bu anda baş örtmenin kişinin kendine verdiği bir zarar olduğunu düşünüyorsanız, geçiniz P18)

Paragraf 18: inançları doğrultusunda namaz kılanlar zaman ve enerji harcarlar, oruç tutanlar aç kalırlar, zekât verenler paralarını dağıtmaktadırlar, Başını kapatanlar çaba sarf ederler. Baş örtmek özgürlük kısıtlamaksa namaz da özgürlük kısıtlar, oruç da özgürlük kısıtlar, zekat da (para ve) özgürlük kısıtlar. Bu durumda “Müslüman olmak” özgürlüğün kısıtlanmasıdır. Bu inancın doğasıdır. Kendimizi Allah’a teslim ederek özgür kalmak (İslam kelimesinin kökü teslim’den gelir). Biz ibadetlerimizle özgürüz. Tıpkı Devlet yasalarıyla bağlı olduğumuz için özgür olduğumuz gibi. Dolayısıyla İnanç özgürlüktür. (bunlar hep “bana göre” fikirlerdir.)

Ben inancın özgürlük olduğuna inanmıyorum diyorsanız geçiniz P19

Paragraf 19: Bu durumda inançlarını yaşayanlar size göre özgürlüğünden feragat etmektedirler. O zaman yapacağınız iki şey var: Başkalarının inancına
1. Saygı göstermek. “Ben kendi o kendi bildiğine inansın” demek. Buna laiklik denir. Ben sizin “inanç özgürlük değildir” düşüncenize saygı gösteriyorum siz de benim düşünceme o saygıyı gösterin. Geçiniz P31
2.Saygı göstermemek. “O da benim inandığıma inansın, yani inanmasın” demek.. Buna dayatmacı olmak, laikliği yıkmak denir. Bu durumda ben de sana saygı göstermiyorum Kelb-i Küberadan daha kelpleşmiş kelp seni. Geçiniz P31
                                              
Paragraf 20: En’am Sûresi, 59 ayet’i okuyunuz. Okuyunca P21’e geçiniz.

Paragraf 21: Hıristiyanlara ve Yahudilere nasıl “dinleri” öğretilmiyorsa başörtüsü konusunda da “Diyanet’e” din öğretmemek gerekir. Diyanet: “Başörtüsü Allah emri” demektedir. Eğer başörtüsü Allah’ın emri olmasaydı bile, başını kapatanlara saygı gösterilmesi gerekecektir. Zira bu yine inancı gereği olacaktır. Geçiniz P31

Paragraf 22: Kuran’a inanmayabilirsin, ama Kuran’a inanana ve/veya başörtüsü takana bir şey diyemezsin. Onlar da başını açsın demek, başörtülü birinin sana “örtün” demesiyle aynı şeydir. Bugün bu satırların yazarı, okuyan kişiye “örtün” dememiştir, ama bu satırları okuyan kişi “açsın” diye diretmektedir. Başkalarına baskı ile “açsın açsın” demek, bağnazlıktır, cahilliktir, kendini bilmezliktir. Geçiniz P31

Paragraf 23: Var, bugün başörtüsünden daha önemli bir sorun var. Bu sorun da “Başka sorun yok mu” mantığındaki siz. Eğer her “sorunun” çözümünde “başka sorun yok mu” diyeceksek hiçbir sorunu çözemeyiz. Geçiniz P31

Paragraf 24: Eğer bilmeden dini siyasete alet etmişsem, Allah’tan af dilerim. Yahut bu yazıda dini siyasete alet etmişsem Allah’tan yine af dilerim. Eğer bu yazı dinin sömürülmesi ve dinin siyasete alet edilmesi ise, okur, Türkiye Cumhuriyetinin bilinçli bir vatandaşının yapacağı üzere, yazımı savcılığa iletsin ve suç duyurusunda bulunsun. Türkiye Bağımsız Mahkemelerinin alacağı tüm karalar önünde boynum kıldan incedir. Ne ki, şundan gayet eminim ki, bana en fazla muhalefet edecek kişi bile bu yazının içinde dinin siyasete alet edildiğine dair en küçük bir emareyi dahi bulamaz. Niyetim dini hiçbir şeye alet etmemek ve alet ettirmemek benim takip ettiğim en büyük yol olduğu gibi, her vatandaşımızın da bizzat ödevidir. Başlık ise, edebi bir sanatın icrasından başka bir şey değildir. Bu sanat da, her birimize, ortaokuldan liseye ve hatta üniversiteye kadar gösterilmiştir. Geçiniz P31     

Paragraf 25: Siyasi olayların tümü, tarih ırmağının akışı doğrultusundadır. Osmanlının daha 19. yüzyılın başında Laik bir sisteme döneceği, ya da laik bir sistemi doğuracağı (Türkiye Cumhuriyeti), İran’ınsa ne seküler ne de laik bir sisteme daha uzun yüzyıllar geçiş yapamayacağı belli olmuştu. Bu durumda Laiklik bize Mustafa Kemal Atatürk’ün veya Osmanlı aydınları içinde oluşan üç büyük akımdan en batıcı olanının hediyesi değil, Halkın Dine ve siyasete bakışıdır. Türk insanı ve İran insanı arasında 14. Yüzyıldan beri kendini perçinleyen fark, laiklik ve İran şeriatı (şeriat: “kanun” demektir) biçiminde göstermiştir. Dolayısıyla Türk insanı özde “her zaman” laikti. Laikliğin temelleri ilk mecliste değil, yüzyıllar önce atılmıştı. Ayrıntılı bilgi alınabilecek en iyi yer: Taha Akyol, “Osmanlı’da ve İran’da mezhep ve Devlet” ile Laiklik ve Türk tarihi ile ilgili: William McNeil, A World History, Dünya Tarihi, Bölüm: 13, 21, 25, 27. Geçiniz P26

 

DEVAMI >>