'AN'LAR VE 'ANI'LAR

 

Yine akşam oldu ben farkına varmadan.
Kimbilir bu kaçıncı akşam aklımı başımdan alan,
Usulca yanımdan geçip bana varlığını dokundurmayan,
Bir anda kör olmuşçasına beni karanlığa boğan.
Ve kimbilir kaçıncı akşam sensizliğin acısını bir kez daha paylaşan.

Düşünceler ağına hapsolmuş ben
Sırtüstü yatmışım tavana gözünü dikmiş vaziyette.
Ellerim sanki kelepçeyle kenetlenmiş birbirine
Parmaklıklar ardından boşluğa bakar gibi görünsem de
Gördüğüm sadece beyaz tavan değil elbette.
Orası adeta anılarımı sergileyen bir sahne.
Oyuncular sen ve ben...
Mekan,sıra sıra ağaçlarla dolu sarı bir bahçe.
Zaman,yaşamı oyun dünyamız gibi sade gördüğümüz
Ancak gerçekte ne denli sahte olduğunu farkedemediğimiz
Saf,masum ve tecrübesiz olduğumuz devre.

O anlar tüm diriliği ve hissiyle saklı bende:
Sen ağaca çıkıp dalları sallardın kendini koyup rüzgar yerine.
Bense yere düşen yaprakları toplardım büyük bir hevesle.
Elimde büyük bir torba,teker teker doldururdum içine.
Ayaklarım yere basardı,sabittim,gitmezdim bir yere.
Ama sen rüzgardın,eserdin,geçerdin,giderdin...
Belli ki çok iyi kaptırmışsın kendini rolüne
Bir gün sahiden de rüzgar gibi estin ve gittin.
Ben,elimde yapraklar dönmeni bekledim.
Kaç sonbahar geçti,kaç yaprak döküldü
Sen gelmedin...
Artık yaprak toplamıyorum çünkü rüzgarım yok.
Aslında her bir yaprak senden bir parçaydı benim için.
İçine koyduğum torba da kalbim.
Şimdi ne sen varsın ne de kalbimi dolduracak sevgin.
Zaman ilerledi geçmiş geride kaldı.
Seninle geçen ''an''lar ve ''anı''lar mazi olarak adlandırıldı.
Bu maziden kurtulmak için çok çabaladım ama;
Yine akşam oldu ben farkına varmadan.
Kimbilir kaçıncı akşam rüzgarı duyumsamak için pencereyi açtığım,
Ve yine seni hatırlayıp gözyaşlarımı içime akıttığım.
Kimbilir kaçıncı akşam sensiz olmaya alışamadığım.