MUTLU MUSUN NECATİ?

 

    Nasıl bu kadar yalnızlaştım bilmiyorum. Balığımı kıskanıyorum, Necati’yi… Her sabah ve her akşam aynı cinsten iki parça yem yemeyi, haftada bir suyumun değiştirilmesini, küçük ve şık bir fanusta önce sağa, sola sonra tekrar sağa, salına salına… Hafızam da yok zaten, oh mis… Yaşamaya mı üşeniyorum? Sık şu kurşunu, hadi sık!
Ne zaman kendin için yaşadın? Sık şu kurşunu, hadi sık! Sen o satranç tahtasında hep piyon olmayı nasıl başardın? Piyon olsan da bir gün kale vezir yedin mi? Sık dedim şu kurşunu.. Dedim…
Bir kere sıkmışım o kurşunu, onu becermişim. Bir halt olduğu yok kimseye. Yalnız Necati.. Bakımsız kaldı biçare..
Sonra düşündüm, ulan dedim Necati’ye bile imrenen varsa vardır senin de birkaç nefeslik hakkın.
Sıkma boşver, yüreksizsin. Şimdi de Necati mi? Yuh yavrum be!
Üşeniyorum yaşamaya iyi mi? Gayesiz düşsüz kaldım havasız kalmış, çarşafları yıkanmamış, perdeleri asık suratlı bu odalarda…
    Kafam kocaman, delikli bir fanus… Sanki suyum çalkalandı. Yukarıdaki iki delik kaçak yaptı, sular taştı falan… O ara bir sağa bir sola yüzüp duran Necati de kafam fanusta. Hah dedim, sen olayım dedim, bütünleştik Necati, kafamdasın rahat ol. İki deliğin kaçağı fena oldu. Necati’ye su kalmayacak yüzecek, Necati ölecek.. Tek derdim Necati…Sıkamam artık kurşun murşun, zira dayanamam Necati’nin ölümüne.. Zaten kaçak yapan iki delik var.
Ah be lanet olası, yere yere giresi insanlık, yedi delikli fanus olur ancak kafan. De bakalım Necati nasıl yaşasın bu delikli malikânede? Görsen de, koklasan da tatsan da deliklerinle Necati’yi yaşatamayacaksın.. Görmek duymak koklamak marifet mi?
Yaşamak böyleymiş… Gördüğün, duyduğun, kokladığın için deliklerine şükreden bir fanus olmaktan öte Necati’yi düşünmek…
    İnsan olmak ne kadar da zor…
    Bizim ofiste helaya giderken bir tablo var, bazen onun içine giresim, o boya kokulu, bol yeşillikli, inekli minekli çakma cennete entegre olasım gelir. Bak düşüne düşüne nereye geldim Necati… Yiyorsa sen sık şimdi o kurşunu… Yarın Hatice teyzenin tel kadayıfı getirmeyeceği ne malum… Ne malum enflasyonun düşmeyeceği… Ne malum belki filmlerdeki gibi kitapları yere düşer de toplarken âşık oluruz birbirimize…

   

Hatice teyzenin tel kadayıfına, enflasyon düşünce elime geçen parayla olmayan sevgilime alacağım armağana fanusuma sıkmadığım o kurşunu feda ediyorum. Mutlu musun Necati?