GÖLGELER
Geceyi yüreğime bağlayan yerde bırakıp gittin beni. Tutunmak istedim elvedalarına ama onlarda alabildiğine ıssızdı. Her selamın derin bir anlamsızlığa, zamansız bir cevapsızlığa dönüştüğü mekânda, her şey anlamını yitiriverdi. Bir kayboluş hikâyesiydi. Varlığımın varlığını aradığı her zil çalmasının ardındaki kapılara bakındım ve durdum. Avuntunun adı, senden kalanlar oldu. Bir gece ansızın geldim, tek bir gece ve ansızın dönüverdim geldiğim yere. Kaldırım taşlarında biriken yürek yakan her adımın yürüdükçe aynı kaldırımlardan bir daha saplandıkça saplanıyor hayatıma. Gecelerin gündüzleri, gündüzlerin geceleri çağırdığı yerde, hadi gel sarılalım diyorum sana yeniden hiç başlamadığımız, en son bıraktığımız yerde. Yok, olmadı, böylesine anlamsız bir sessizlik sana hiç yakışmadı. Senin bende başladığın her hayal, senin bendeki adın ve gözlerinin buza çalan sessizliği alıp götürdü beni benden uzaklara. Hiçbir şeyin adı sensizlik olmamalı ve hiçbir kuş cıvıltısı sensiz kalmamalı. Benim sevgimin başladığı her şiir, sende ve bende buluşan bir hikâye olmalı. Vakti gelen her yazı gibi, sevdaya dair ne varsa yarısı sana yarısı bana ait, yazılmalı günün yirmi beş saat olduğu zamanda. Gözlerine hayran olduğum bakışlar, efsununa beni katan ay yüzlü melake, biten her şeyin adı beni bıraktığın yerde yazar, tüm hazinelerimin anahtarı yüreğinin bana ayrılmış en asil damarında gizli. Durup dururken gidişin ve tek bir gelişe karşılık verdiğin sessizliğin beni aldı duymalısın, senden öte senden ırak bir yalnızlığa sarıverdi. Dervişlerin tüm yükünü, hayatın türküsünü, sevdanın sen olan yüzünü bana gösterdin bir gece vakti. Bırakın gittin beni kendini göstermeden, bir bir kurduğun hayallerinle. Hayatın tahammülsüz yanı, seni tanıyamadan, seni anlayamadan ve seni hücre hücre kazıyamadan bırakıp gitti beni. Geceye çalınmış ne kadar maya varsa, sabah tüm gölleri yoğurda buladı. Hadi koş yeni bir şafağa bil ki sonu karanlık. Bilmiyorsun ki nerede, seni aydınlığa çıkaracak cevher. Ne kadar çabalarsan çabala, bensiz yarımsın benle olunca da bana tam kendine fazla. Tanımak ve tanımamak arasında kurcalasam da seni, düştün bir kere beyefendi gönlüme, çığ gibi. Beyaz denizlerin, mavi yelkenlisi, beni korsanların siyahına büründüreni, yıldızlar sana küstü benden taraf ve güneşin tüm hüznü gözlerinde. Gölgelerin sana yabancı olacak biliyorum, çünkü gölgen hala gölgemde.
|