|
Küçük bir oğlan çocuğu eline sıkı sıkıya sarıldığı teyzesinin yanında dimdik, kaşları çatık yürüyor. Belli ki sokağa salınmadan önce teyzesine sahip çıkması salık verilmiş. Bu yük, yumuşak hatlarına tezat, gülünç bir sertlik olarak düşmüş yüzüne. Babası yoksa anasını, bacısını; evlenirse "karı"sını; savaşta milletini korumak zorunda.
Çocuk, tam vaktinde; kendini var etmenin başlangıcında öğreniyor dersini. Elini teyzesininkinden kurtarıp, caddeye bakıyor; teyzesinin öğrettiği gibi. Sokakların hâkimi ERKEKçocuk, teyzesini belinden yavaşça itip, muhtaç olduğu izni veriyor. Artık karşıya geçebilirler.
Erkek, ona sunulan en büyük nimeti, en vazgeçilmez hissi, iktidarı bilerek büyür. Yetiştirilirken kız gibi ağlamaması öğütlenir.
İnsan olmak, zayıflık; zayıflık ise kadınlıktır.
Omuzlarındaki yük, güç…
Güç, mavi kadife…
Yumuşacık, şımartıcı; işte kadife gibi; ta kendisi… Parlament mavisinin alımlı ışıltısı gözlerini alı koyar. Erkek elini çekmek istemez, bakışlarını başka yöne çeviremez.
ERKEKçocuğun kendini güç gösterisi ile ifade etmesi övgü toplar. Gücünün kaynağı sergilenir. Heybeti, endamıdır. Türünün güzel bir örneği olabilmesi için iktidarın en ilkel ifadesi, kas gücüne ihtiyaç duyar. Her fırsatta kuvvetini sergiler. Önce kavanoz kapaklarını açmakla görevlendirilir. Ardından okulda, mavi kadifeyi geniş omuzlarına atıp salınabilmek için kuvvetini kanıtlamak zorundadır. Kavgalarda yenişir. Hayatının modern zamanına erdiğinde ilkel kudretin yetmediğini anlamaya başlar. Meselenin mavi kadifeyi satın alabilmek olduğunu kavrar. Gücünün yeterli gelmesi için iş yerini mabet edinir. Rekabet içinde hırslı, kör bir köleye dönüşebilir fakat amaç daha büyük bir kumaş parçası satın almaktır, vazgeçemez/fark edemez. Güç, para olduğuna göre artık vitrinine başka şey koymalıdır."Zayıf"la olan her tür ilişkisinde bütün fatura-fişi kendisi öder, türdeşleri arasındaki mücadelede ise pahalı oyuncaklarını kullanır.
Erkeğin hayatı, tüm muktedirlerin ki gibi güçle kurduğu ilişkiden ibarettir. Kuvvetsiz kalmaktan duydukları korku aslında şu bilincin göstergesidir; "Ben, güçlü isem anlamlıyım". Evde "zayıf"a gösterdiği şiddet, mabette "zayıf" lara yönelttiği cinsel güç,"zayıf"ı kendisi üzerinden tanımlamaktan vazgeçemeyişi de bu anlayışın yansımalarıdır.
Tıpkı devletin, iktidarına kasteden-büyük yerden gelen emir hilafına kendi olmakta ısrar eden- yurttaşlarına layık gördüğü muamele gibi; erkek de "zayıf"ı; yönetilmesi-sindirilmesi gereken bir tehdit olarak görür. Kendini güçten ibaret gören erkek ise sürekli tedirgindir. Saldırganlığı, ilkelleşmesi bundandır. Sürekli tetikte olmalıdır erkek, daima savaşmalıdır.
Kadın, bu hikâyede yok.
Kadın ayıp, günah, töre, ceset…
O, ancak erkeğin "zayıf"ı olabilir.
Erkeğin anası, bacısı, karısı, dostu…
Eğer asilik etmeye cüret ederse erkeğin doğurgan bir türünü oynamak durumunda kalır. Çocuk da kariyer de yapan süper bir dişi olabilir belki; bir ERKEKadın.
Kadın olunamayan bu düzende muktedir olmak kolay mıdır peki? Bir ERKEKçocuk olarak yetişmek, çocuk olamamak anlamına gelmez mi? Korunmaya, beslenmeye, bakılmaya muhtaç bir çocukken aksi gibi davranmalıdır. Kendi erkek imajının yanında; ailenin "zayıf"ları onun namusu, milletinin kaderi onun namlusunun ucundadır.
Erkek mavi kadifenin tahakkümünde… Ağır bir uyku halinde… O kadar ki diğerinin farkına varmasını beklemek gülünç. Koltuğuna yapışmış siyasetçilerin halkın meselesini görmesi beklenemeyeceği gibi erkeğin de kadını –kendiliğinden-anlaması umut edilemez. Onu kuvvetlice sarsmak gerekir, görmezden geldiklerinin varlığını kabul edebilmesi ancak böyle mümkündür. Ama kudret düşkünlüğünün benliğini de yok ettiğini görebilir belki, güçlü olmanın bir bağımlılığa dönüştüğünün ayırtına varabilir. Çocuk olamayan, dövüşmek zorunda kalan, öldürmeye mecbur bırakılan erkek; kendini taşımakta çektiği zorluğun bizzat güçlü olmasından ileri geldiğini anlayabilir. ERKEKokur, çocukluğu hatırına bir kez deneyebilir. Mavi kadife her şeye değmez, görebilir.
|